101

küçük bi’ öykü anlatacağım sana… küçücük; ama, ‘öyle herkesin başından geçen’ öykülerden değil… ilef’te her sabah kolunun altındaki yazılım kitabıyla kimseye selam bile vermeden maclab’teki bilgisayarlardan birinin (plus ya da classic’ti yanlış anımsamıyorsam) başına oturup uzun saatler boyunca çalışan birinin öyküsü… bilgi yayınları’nın kapaklarının pek çoğuna imza atan (özellikle aziz nesin ve hasan hüseyin’in kitapları) fahri karagözoğlu’nun yanında photoshop ve repro deneyimini pekiştiren biri… sonradan iş arkadaşım olan, bir yere teklif verileceğinde cv bilgileri için “aman hocam, bugün değil yarın verelim; bu gece bir yazılım daha öğrenip onu da yazabilirim” diyen biri…

öykünün kahramanı 101. notumuzun yazarı gökçer erdem… hacettepe üniversitesi iletişim fakültesi masaüstü yayıncılık ve görsel tasarım atölyesi sorumlusu… tasarımcı, animatör (kızları sahneye çıkaranlardan değil ama), uzman…

fırat, notun açıklamasını onun ağzından dinleyelim çocu’um:

• • •

sene 2001… grafik tasarımcı adayı olarak çalışmaya başladığım bir reklam ajansında [reklam olmasın diye adını vermiyoruz. (blog yazarının notu)] patronumun ‘web sitemizi sen yapar mısın’ önerisine balıklama atlamıştım. photoshop’ta hazırlayacağım tasarımı ‘bir şekilde’ web sayfasına dönüştürebileceğimi düşünmüştüm.

günler geçtikçe bir takım kodlardan, ‘bilmem ne’ fonksiyonlarından, sunucu ‘şeyleri’nden oluşan bir dünyada kaybolduğumu düşünmeye başladım. o yıllarda reklam sektöründe pek rastlanılmayan bir uğraştı bu. tasarım stüdyosu bu işin mutfağıysa, bulunduğum yer mutfağın su tesisatı olmalıydı.

dijital medya -o günlerde tahmin etmesi zor bir hızla- yaygınlaştıkça, ben de bu tesisatta ‘yolumu buldum.’

• • •

gökçer’in neye benzediğini şuradan görebilirsiniz:

http://www.iletisim.hacettepe.edu.tr/pdata/index.php?page_id=58

• • •

yıldıray lise: 😉

kamil renan: tesisat mühim!..