103

yaşamımın bi’ döneminde farklı renklerde 2 gti kullandım. 1300’lük motoru tanımlayan ibare ise ‘twincam’dı… yani çift ekzantrik mili ve her mile bağlı 2 piston… bu, arabaya çok çabuk hızlanma ve yokuşlarda devir kaybetmeme özelliği veriyordu… 690 kilo ağırlığındaki bu minik makine, kanatları olsa uçardı büyük olasılıkla…

arıza yapmadığı zamanlarda çok keyifliydi kullanmak. arıza yaparsa can yakardı… benzin pompasının o dönemki maaşımdan daha fazla olduğunu söylemek, durumu açıklamaya yeter sanırım.

işte twincam… yani 4 piston bir ekzantrik miline bağlı değil. bundaki 2 tane mil ve onlara bağlı 2’şer piston arabayı daha atak yapıyor’ türünden anlatılara sivilceli ergenler dışında kimsenin ilgi gösterdiğini görmedim… bu ergenlerin ilk sorusu ise, ‘abi kaç basıyor bu’ olurdu genellikle… ben kullanıcı olarak arabayı böyle anlatırken, tasarımcılarının nasıl ifade ettiğini var sen düşün…

meslek yaşamımda pek çok örnekle karşılaştım böyle… ‘abi… nanoteknoloji… ouuuvvv… kapsüller böyle gelip yapışıyor… şu molekül gelip şuna bağlanıyor’ derken orgazm çığılıkları atmasından korktuğum reklamverenlere ‘reklamın matkap değil delik, buzdolabı değil soğuk su sattığını’ (bkz: 79. not), abilere ürünün nanoteknoloji formülü değil, nanoteknolojik dezenfektan, dolayısıyla hijyen olduğunu anlatmaya çalıştım; çalıştık… bazen başarılı olduk; bazen olamadık…

böyle olduğunda, bu ifade çıktı ortaya… bu not belki de benim değil (başka bi’ kaynakta görürsen lütfen uyar. hemen değiştireyim)… ama, o kadar çok söyledim, o kadar içselleştirdim ki, benim sanıyorum… ‘amca… kanım çok ısındı…size baba diyebilir miyim’ diyerek gözlerini yuvarlayan yumurcak karşımdaymış gibi geliyor…

fırat, bu kadar heyecan fazla… usulca sıvışalım…

• • •

yıldıray lise: 😉 ben küre dağları milli parkı’na gelecek turistlerin mutluluğuna bakarak heyecanlanıyorum…

serra hale özkan: öyle de böyle de heyecan işte… hem bu notlar feys’te yayınlanmalıydı. niçin bi’takım adamların sitesine gidip bakmak zorundayım ki?

kamil renan: çift egzantrik işi zor be abi! ner’de çokluk, or’da otluk…