109

dün ‘işini sevmek’, akıl yerine yüreğin sesini dinlemek üzerine goygoy yapmıştım, bugünkü konu biraz daha katmerli…

reklam atölyesi’nde neredeyse 10 yıldır şöyle bir dertle uğraşıyorum… atölye öğrencileri hangi konuda çalışırlarsa çalışsınlar, o konudan nefret etmeleri 15-20 gün sürüyor… 2 ile 3 hafta sonunda o konuda bırak çalışmayı, adını bile duymak istemiyorlar…

bu sefil öğrencileri fıkradaki lorda benzetiyorum çoğu zaman…

gerdek gecesinin ertesinde, kahvaltı sofrasında lord tek gözlüğünü düzeltip ‘leydim’ demiş; ‘umarım dün gece hamile kalmışsınızdır. çünkü, o komik hareketleri tekrarlamak istemiyorum!..’

fıkrayı anlatıp ‘hem çocuğunuz olsun istiyorsunuz, hem de terlemeye niyetiniz yok’ deyip ekliyorum: ‘çocuğunuz olacaksa, bi’ miktar terleyeceksiniz!..’ bugüne değin tüp bebek yönetimini anımsatarak karşı çıkan olmadı; ama, bu gidişle o da olur diye düşünüyorum.

briefi alır almaz heyecanlanan öğrenciler bunlar… sorun heyecan eksikliği değil… ama, ne oluyorsa, usanmaları, sıkılmaları ve o konudan nefret etmeleri için 2 hafta yetiyor…

mezuniyet töreni sırasında aileleriyle tanışıp ‘siz bu çocukları nasıl yaptınız? kafaları hemen yanıyor bunların’ diye sormakla tehdit ediyorum…

fırat… daha 109. nottayız… suratını düşürme hemen!..

  • • •

serra hale özkan: 10. notta nefret ettiydim zati… hem ben notları değil, yorumları okuyorum…

yıldıray lise: 😉

kamil renan: tribündekiler sıkıldıkları için mi ses çıkarmıyo’lar hocam?