111

kaufman ‘yaratıcılık, aslında ihtiyaçlarınızın, arzularınızın ve özgün benliğinizin kişisel bir ifadesi olmaktan başka bir şey değildir’ diye buyurmuş… ha’di hemen pöflemeye başlama lütfen… derin felsefik açıklamalara girmeyeceğim bu notta (hoş diğer notlarda da girmedim ya)…

yaratıcılık üzerine kafa patlatanlar ‘yaratıcı kişilerin doymaz bir merakı vardır’ ve ‘her şeyi sorgularlar’ gibi ahkam keserler çoğu zaman… çevremdeki yaratıcı kişilerde de bu özelliği gözlemişimdir… her şey için ‘ne’ ve ‘nasıl’ soruları vardır; kullanma konusunda da gözleri karadır…

sözü burada yine kaufman alıyor; ‘birçok yazar için insanları gözlemlemek çok önemlidir… bu kişiler insan doğasının tutkulu izleyicileridir.’

sevgili markapala (necdet kara), konuk olarak geldiği bi’ derste, ‘tüm çocuk resimlerinde güneşin nasıl çizildiğini biliriz… çizilen şey aslında güneşe benzemez… peki, ne zaman, ne oldu da birisi ilk kez güneşi öyle çizdi’ diye sormuştu da; verecek cevap bulamadıydık…

yüzüme öyle bakma fırat… gerçekten bilmiyorum; ama, ilk fırsatta sorgulayacağım…

  • • •

serra hale özkan: kızım zaten güneşi öyle çizmiyor ki!..

yıldıray lise: 😉

kamil renan: alışmış kudurmuştan beterdir (sözüm tribündekilere)…