117

az aslında daha çoktur’ (less is more) sözünü sefil öğrencilere anlatmaya çalışmakla geçti ömrüm. anlamadıklarından değil, inanmadıklarından muhtemelen. ‘azın aslında daha çok olduğu’nu kavramaları için belirli bir demlenme süresi geçirmeleri gerektiğini öğrendim bi’ vakit sonra… zaman geçip zihnimde bazı şeyler daha berraklaştığında ifadem de değişti doğal olarak; ‘bana güvenin’ demeye başladım…

reklamcılığın bi’ zamanlar haşarı çocuğu; şimdilerde ise haşarı dedesi george lois’in sözünü de bu çerçevede almak gerek. sefil öğrencilere kalırsa george lois çoktan ‘mumya’… 30’unu geçen herkese mumya muamelesi yapıyorlar çünkü… kimi zaman, ‘biz eve gidince tabutlarımıza giriyoruz; sabahları yeniden diriliyoruz’ diyorum bu yüzden… neyse, konuyu dağıtmayayım…

‘kirlenmek güzeldir’i, ‘su, soğuk su’yu, ‘zıt tokai’yi, ‘hem yumuşak, hem hesaplı’yı (1979’dan beri) bu gözle görmek gerekir kanımca… ‘özen gösteren anneler için’, ‘provitamin b5’, ‘just do it’i söylediğimde markayı söylememe gerek yok sanırım.

bir ıspanak konservesi kampanyasından doğan temel reis’i, arçelik reklamlarında arz-ı endam edip ailemizden biri haline gelen robot çelik’i anımsatmam gerekmez de’ mi? çelik’e gidip çeliknaz’ı isteyenler arasında olmadığımız için hayıflanmadık mı? kendi adıma bunu çelik’in dallamalığına verip geçiştirdim. ama, çelikcan’ın sünnetine çağırmazlarsa acayip içerleyeceğimi buradan duyurmuş olayım.

yaaa fırat… ‘çamaşırdır kirlenir, sefiller böyle öğrenir!..’

  • • •

kamil renan: hocam işin kolayına kaçmış olmuyor mu? 🙂

yıldıray lise: 😉

fatih atila: simple is the best… çocuklar onun için çok güzel resim yapar.