118

uzun süre paylaşıp paylaşmama konusunda kararsız kaldığım bi’ not bu… hassas, ikircikli, nereye çeksen oraya gidecek bi’ şey… ilk serideki notların arasındaydı, öteledim, öteledim; buraya kadar getirdim… ama, şimdi deniz bitti…

bu notta sözü edilen şey ‘işyerinde yaşanan aşk’ değil… konu aşksa boynum kıldan ince… konu sevdalı iki yürekse, kimseye laf etmek düşmez… derdim daha çok patron ya da yönetici konumundaki birinin çalışanıyla ‘ast-üst’ ölçeğinde ilişki yaşaması. bu ‘üst’ün iradesi olabileceği gibi, ‘ast’ın iş görme biçimleri arasında da yer alabilir. çalışan da avantaj sağlamak, yerini sağlamlaştırmak ya da farklı yetenekleriyle mesleki yetersizliğini örtmek için kullanabilir bu ‘fayda’ durumunu… bu konuya daha önce değinmiştim (bkz: 90. not)… kafayı buna taktığımı sanma sakın… söz, bi’ daha bu durumlardan söz etmeyeceğim…

beni ilgilendiren milletin yatay ya da dikey performansları değil, iş görme biçimleri… çalışanıyla ilişkisini epeyce bi’ kişiselleştiren patron ya da yöneticinin mesleki konularda nasıl bir profesyonellik sergileyebileceği? öyle ya, işe getirilen bi’ eleştiriye ‘dün öyle demiyo’dunuz ama’ biçiminde kapak monte edilmesi olasılığı var… ya da ‘tatmin olmadım’ ifadesine ‘ha’di ya!’ iması…

fırat… netameli konular bunlar… ‘ahlak bekçisi’ yaftasını yemeden tezgahı toplayalım çocu’um…

önemli bi’ nokta da, notun uniseks olması… patron ya da yönetici kadın da olabilir, erkek de… dolayısıyla çalışan için de aynı durum geçerli… bakmayın siz görsele…

• • •

yıldıray lise: 😉 yurt dışındaki işyerlerinde de oluyo’muş deyolla!..

kamil renan: hocam, ben şimdi bu iş başvuruları sırasındaki ‘hangi pozisyona adaysınız’ sorusundan işkillendim ya’u!..