122

bu notun yazarı aziz yayla… grafiker, sanat yönetmeni, yaratıcı yönetmen silsilesinden geçerek ajans kurucusu ve ortağı kıyafetini giyen biri… sıkılgan, utangaç, az konuşan biri… sıkılganlığını ve suskunluğunu atmasını dilediğim biri (ama, utangaçlığın ona çok yakıştığını düşünüyorum)…

bi’ fırsatın olursa, ilk iş denemesini, ‘fotoğraf temizliği hikayesi’ni bi’ anlattır lütfen… ya da iaa ön elemesine iyi bir fikirle gelip hiçbir şey anlatmamaları, kampanyayı sunmamaları hikayesini… kadroyu saymasını istemeyi unutma lütfen… 🙂

‘tasarımcı, kibrit denince çöp değil, ışık gören kişidir’ sözü sms ile geldiğinde (yazma konusunda sıkıntıları olmuştu. özellikle yazım yanlışı yapmadan yazma konusunda) uçtum ner’deyse… 8 sözcükte mesleğinin ‘büyük fotoğrafını’ (resim değil) çekmişti bana kalırsa… iletişim hedefini, ürün yararını, tüketici gereksinimi ve dolayısıyla doyumunu bu denli net ifade eden az laf duydum… onlardan biri theodore levitt’in ‘insanlar çeyrek inç’lik matkap değil, çeyrek inç’lik delik satın alırlar’ıydı örneğin… aziz’in lafının çok daha şık ve meslek erbabını onurlandırıcı olduğunu düşünüyorum…

evet fırat… buradan yola çıkarak ‘reklam yazarı kabak denince sebze değil, mücver gören kişidir’ sonucunu da çıkarabiliriz…

• • •

yıldıray lise: 😉 sabah sabah iyi oldu bu. Işık görenler çok olsun! Fırat sana demiyorum ama Kamil Renan beyci’m bahsettiğim o hepimizin son anımızda göreceğimiz beyaz ışık değil.

kamil renan: Öncelikle günaydııııııın, gününüz aydın olsun, aydınlık günler olsun, en güzel günler sizin olsun, ışığınız bol olsun… Fırat koçum sen çekil aradan, Yıldıray amcan! (Yıldıray Lise; bana amca amca dediiiileeeeer, döndüm baktım bana dediler) çok gezdiğinden ani ısı değişimlerinden etkilenmiş, beyaz ışığa ilgi duymaya başlamış. Yıldıray Bey’cim biraz istirahat buyurunuz, malum yaşınız ilerledi, siyatikleriniz azar… Tribündekiler de dahil olmak üzere herkesin fikri ışığı bol olsun.