124

1998 ya da 99; tam anımsayamıyorum… ilef öğrencileri uluslararası reklamcılık derneği’nin (iaa) üniversitelerarası reklam yarışması’na hazırlanıyorlar… konu emniyet kemeri ve acayip işler tasarlanıyor… o dönemde ‘reklam atölyesi’nin generalleri’nden 3 öğrenci ajans oluşturmuşlar, ilef ön elemesine katılacaklar… öğrenciliğin şanından sayılan her şeyi son dakikaya bırakıp sonra da ‘sıçtım mavisi’ni gören ekip iyi bir fikir, ama eksik bir çalışmayla gelip ön elemeyi geçemiyor ve afra tafra yaparak ortalıkta dolanıyor… öyle ya, ‘sobacı’nın gözdeleri ya da has adamları onlar!’ sanırım ilk kez o zaman ettim bu lafı: ‘yapabileceklerinizle değil, yaptıklarınızla değerlendirilirsiniz.’

bir önceki yarışmada sıfır çeken ilef, o yıl birincilik, üçüncülük ve beşincilik alarak dönüyor yarışmadan (zaten 3 ekip katılabiliyordu)… kadroyu saysam aklın uçar… istersen 2. üniversitelerarası reklam yarışması sonuçlarını bi’ araştır; bulamazsan ben anlatırım…

sözünü etmeye çalıştığım aşırı güven ya da ‘donumda sallarım bunu be aabi’ tavrı değil… başka ekipleri yok sayma, o ana değin kendini çok göstermemiş ekiplerin ortaya çok daha iyi bir çalışma çıkarabilecekleri olasılığı göz ardı etme olabilir… öyle oldu netekim… 3 ekip ön elemeyi geçti ve 3 ödülle yarışmadan döndü…

sektör için de edebilirim bu lafı… halen çalışmakta olduğunuz bi’ müşteriye hayal satabilirsiniz belki; ama, bir konkurdaysanız hayallerden daha fazlasına gereksinimiz olabilir… örneğin; iyi bi’ işe…

hayır fırat… bu notun genç kırmızı ilef elemesinden önce yayınlanmasının ardında herhangi bir şey yok! tamamen rastlantı…

• • •

yıldıray lise: 😉 bazen yapmadıklarımız da önemli olabiliyor.

serra hale özkan: yıldıray’ın yorumunu beğenmişsin hocam… bi’ karar versen diyorum; yaptıklarımız mı önemli, yapmadıklarımız mı?

kamil renan: aha, sahaya indi muhalif… 🙂