127

ilef’teki kılavuzluk sürecimin ilk zamanlarında istanbul’dan ‘kurtlar sofrası, orman yasalarının geçerli olduğu acımasız bir dünya’ olarak söz ederdim öğrencilere… istanbul’a kapağı atmaya çalışan öğrencileri ‘burada bir akvaryumun dingin sularındasınız. oysa sokakta azgın dereler ve denizler var’ diyerek vazgeçirmeye çalışırdım… ya da ‘henüz kabuğunuz sertleşmedi; istanbul için erken’ diyerek gözlerini korkutmaya çalışırdım… de’ mi sevgili inci bircan (ki inci bircan bi’ süre sonra istanbul’a gitti; kesmedi, londraya kadar sürdü seferi)?..

bi’ süre sonra reyya gelip gençleri istanbul konusunda yüreklendirmeye başlayana kadar sürdü bu… baktım reyya gözlerine korkutmak yerine tam tersi heveslendiriyor; vazgeçtim ben de…

ancak, ‘en iyileriniz iş bulacak; çünkü mesleklerinde çok iyi olacaklar… en kötüleriniz iş bulacak; çünkü, kimsenin kabul etmeyeceği koşullarda çalışmaya razı olacaklar… orta dilimin şansı yok; onlar da bankacı, sigortacı, kpss girişimcisi olacaklar… memlekete bunlar da gerekli’ demeyi sürdürdüm…

şimdilerde, bizans’ta yer yurt edinmiş, ajanslarında karar verici konuma gelen mensuplarımızın varlığına da güvenerek, ben azdırıyorum gençleri… erkeklere ‘hedefin bizans ise hemen askere git; ardından bavulunu al (haydarpaşa’nın ırzına geçtiler ama), seni yeneceğim istanbul tiradını atarak katıl kalabalığa’ diyor ve ekliyorum ‘ankara’da kalacaksan, askerliğini olabildiğince ertele, bir işe gir… deneyim ve çevre biriktir…’

sanma ki ‘sınırınız ankara ya da istanbul değil. İyi reklamcıya dünyanın her yerinde iş var’ lafı son dönemde ortaya çıkan bir söz!.. ilef’e geldiğim ilk günden başlayarak her zaman değindim bu mevzuya… şizofren bi’ durum mu? Bana kalırsa hayır… şirketlerin katalogları ve web sitelerinde yayınlayacakları zaman akıllarına gelen ‘vizyon yazıları’na da bu gözle bakıyorum… gerçekçi olması gerekmiyor; heyecan verici olsun yeter…

evet, ‘çok okuyan değil, çok gezen bilirmiş’ fırat… eee, sen gezmiyorsun da!

• • •

kamil renan: çok gezen tavuk (afedersin) boka basarmış…

yıldıray lise: 33 ülke gezdim; dediklerine aynen katılıyorum sobacım. 😉

serra hale özkan: dünyanın her yeri derken hangi yarıküreyi kastediyorsun; kuzey güney?.. yoksa, doğu-batı?