128

‘kusura bakma, kısa yazacak kadar zamanım yoktu…’ blaise pascal’a adreslenen, ancak, kimi metinlerde mark twain, voltaire ve bernand shaw’a da yakıştırılan söz… muhtemelen yazarlık konulu pek çok kursun ve dersin ayetlerinden biridir… ‘uzun yazın, sonra kısaltın’ da öyle…

ekmeğini bu işi yaparak kazananlar kısa yazmanın ne kadar zor olduğunu bilirler ayrıca… reklam metnini en yalın, en etkili biçimine getirmek, uzun ve zahmetli bir iştir. 100’süz notların bazılarında buna değinmiş; oliviero toscani ve şölen yücel’in bu konudaki sözlerini aktarmıştım.

notumuzun yazarı ismail inan, şölen yücel’in dönem ve çalışma arkadaşı… uluslararası reklamcılık derneği türkiye bölümü’nün düzenlediği üniversitelerarası reklam yarışmasının ikincisinde, emniyet kemeri kampanyasıyla ilef’e ilk birinciliği getiren ekibin üyesi… ilef’ten sonra yaşamını tiyatro ve televizyon alanında sürdürmeyi yeğleyen eylem akın’ın adını da anmalıyım burada…

işte bu ismail inan’a hepimiz istanbul’u yakıştırırken, bir süre sonra izmir’e döndü ve yaşamını orada sürdürdü… dönem dönem başka işlerle uğraşsa da reklam yazarlığı hem odağında oldu… çeşitli kaynaklardan alıntıları ve ‘öğütler’ başlığında topladığı görüşlerini paylaştı benimle… bunların kimilerini önümüzdeki günlerde aktaracağım sana…

sevgili fırat… taslak anlatırken ‘buraya da bıdı bıdı metin yazacağız’ diyen sefil atölye mensubunun (isim vermeyeyim; ama, hani o. a.) hayatını ‘bıdı bıdı yazarak’ kazanacak olması ne kadar da ironik, de’ mi?

Uzun yazıyı bir anekdotla bitireyim o zaman: ünlü bir söylevciye sormuşlar:

– kısa bir konuşma hazırlamak için ne kadar süreye ihtiyacınız var?

– birkaç gün…

– peki orta uzunlukta bir konuşma için?

– birkaç saat…

– peki uzun bir konuşma için?

– hemen konuşmaya başlayabilirim!

• • •

yıldıray lise: 😉 ne güzel bir mesaiymiş o.

kamil renan: daha kısa cümleler kurmayı düşünmeye başladım. belki o zaman tribündekilere kendimi daha iyi duyurabilir daha anlaşılır olmayı sağlayarak, onların sahaya inmelerini başarabilirim… kimilerine halı sözümüz var, renk seçenekleri bile sunduk. bir de müzmin muhalifimiz var mübarek her şeye karşı her şeyi eleştiriyor, “sataşma var sabrediyorum” neyim diyor. kapalı uyuma sabrımızı taşırma, alayına isyan inadına ankaragücü. tribün denilince tutamıyorum, kaptırıyorum kendimi…