130

yıl 2004… uluslararası reklamcılık derneği (iaa) türkiye bölümü’nün üniversitelerarası reklam yarışması için hazırlanıyor öğrenciler konu; ‘genç evliliklerin ve genç anneliklerin önlenmesi…’ çok sayıda başvuru var… ilef ön elemesini yapıyoruz… öğle saatlerine kadar 4-5 kötü kampanya dinlemişiz; jüri üyeleri sıkkın… oflayıp poflayan üyelere ‘az sonra çok iyi bir kampanya gelecek’ diyorum; çünkü fikri telefonda anlatmışlar (evet fırat; cep telefonuyla)… bugün bile anımsadıkça etkilendiğim, tüylerimi diken diken eden bir kampanya… godot’u bekler gibi bekliyoruz…

ekip geliyor; 1 kadın, 4 erkek… sunum boyunca oturup susuyorlar… hasbihalin ardından kırık-dökük birkaç söz… yok; inat edip anlatmıyorlar… hayaller tuz-buz… muhtemelen bu sözü o zaman kullandım… çünkü ekip üyelerinden biri gönderdi bana birkaç gün önce… ekip mi? sayayım; diren dalili (yaşamını kıbrıs’ta sürdürüyor), bilal uğurlu (cosmic creative’de sanat yönetmeni), hüseyin kaim ve aziz yayla (ankara’nın yüz akı reklam ajanslarından kaf’ın kurucu ortakları) ve gökhan akça (“en iyi reklamcı bir türk” haberine konu olan reklam yazarı… şimdi ddb’de sözcük tutuyor; cümle kuruyor)…

2004’te yarışmayı başka bir ilef ekibi kazandı (o hikayeyi ayrıca anlatacağım); ama, ben bu kampanyayı unutmadım… sözü de gökhan akça anımsattı…

kampanyayı kapının altından atıp kaçsalardı değerlendirmeye alır mıydık; bilmiyorum… ancak; ‘iyi bir fikrin nasıl anlatılmadığı’na örnek olarak dillendiriyorum bazen; ekip üyelerinin ismini vermiyorum ama… şurada baş başayız diye zikrettim (hepsine selam eder, gözlerinden öperim)…

yok, yok… kapının altından atıp kaçma… sen en iyisi, iyi bir fikri hak ettiği biçimde anlat… ‘eğer reklamınızın büyük bir fikri yoksa karanlık gecede geçip giden bir gemi gibi asla fark edilmez’ diyen Ogilvy ustanın sözüne kulak ver…

• • •

yıldıray lise: 😉 kapının altından atıp kaçmak iyi fikir olabilir ama mutlaka adını ve öğrenci numaranı yazmalı dosyaya.

kamil renan: hocam ‘atıp kaçmak’ ne demek; ben anlatırdım… hem de uzun uzun…