131

‘reklamınızın büyük bir fikri yoksa karanlık gecede geçip giden bir gemi gibi asla fark edilmez’ diyor usta… şimdi fırat’ın çıkıp ‘yok ya’u… şöyleyken şöyle, böyleyken böyle’ diyecek hali yok ya!

hayatımın önemlice bi’ bölümü reklam atölyesi’ndeki sefillere her gün binlerce (rivayet odur ki 3 bin) mesaja maruz kalan hedef kitlenin, pür dikkat onların reklamlarını beklemediklerini, reklamlarla karşılaşsalar bile sonuna kadar izlemeyebileceklerini, izleseler bile tümüyle anımsayamayabileceklerini -ya da daha kötüsü- yanlış anımsayabileceklerini anlatmakla geçti. şunu hep sordum; ‘reklamınızı niçin izlesinler?’ yanıtı david usta veriyor; ‘büyük fikir…’ hoşa giden (ya da nefret edilen), diğerlerinden ayrışan, dikkat çekici, etkileyici, yeniden ve yeniden izlenmeye değer bir fikir… üretken, çeşitlenebilir ve kolay eskimeyecek bir fikir…

atölye’ye gelip ‘şöyle şöyle, böyle böyle’ diye heyecanla anlatan öğrencilere atölye’ye inerken kaç tane afiş gördüğünü (tüm bir yerleşkeye yetecek kadar afiş vardır ilef’te), gördüklerinden kaç tanesini anımsadıklarını sorarım. bu basit sorunun etkisi şöyle olur genellikle; öğrenci far ışığına yakalanmış tavşan gibi kalır… afişlerin önemlice bir bölümüne bakmış, ama, ‘görmemiştir!’ doğaldır, çünkü onu durduracak ve yakalayacak (bizans’ta ‘stopper catcher’ diyorlar) bir öge yoktur çoğu zaman… büyük bir fikre sahip olsa ve bu fikir harcanmasa görülecektir büyük olasılıkla (afiş konusunda ayrıca goygoy yapacağım)…

büyük fikir içeren işi nasıl mı tanıyacaksın? tarihine bak; üzerinden yıllar geçmiştir, ama, halen işini yapıyordur. güncel bir iş mi? bi’ 10 yıl sonra klasiklerin arasında yerini alacaktır…

• • •

yıldıray lise: 😉 “dünkü yazıda vardı hocam bu” diyeyim Kamil Renan beyci’m stayla.

kamil renan: sayın sobacı, bu gezgin koleksiyoncu yıldıray lise şimdi iyi bir şey mi dedi yoksa kötü bir şey mi?!..