137

reklam atölyesi öğrencilerinin her dem sordukları bir soru: ‘reklam metni hangi uzunlukta olmalı?’ bu soruyu şöyle yanıtlayabilsem sefil öğrenci milleti ne kadar da rahat ederdi: ‘-eğer varsa- başlığın 5 katından 5 sözcük eksik (bağlaçlar dahil)!’

‘yeteri kadar!’ yanıtının ne kadar gıcık edici olduğunun ayrımındayım; ama, ne yazık ki öyle. ‘kararınca tuz, baharat’, ‘kulak memesi kıvamı’ ya da ‘aldığı kadar’ gibi… üzerinde çalıştığın işe, hedef kitlene, tanıtım stratejine, iletişim hedefine göre değişir sözcük sayın.

metnin olabildiğince kısa olmalı (örneğin, 100’süz notların her biri boşluklar dahil 99 karakterden az), ama, anlamını da yitirmemeli… şöyle yazamazsın örneğin: ‘tıraş bıçağı… 4 bıçaklı… keskin… yumuşacık cilt… öpücük…’ istersen yazarsın da, huysuzlardan biri kafana atar büyük olasılıkla.

reklam atölyesi öğrencilerine bir paragraftan uzun her metin ‘acayip uzun’ geldiğinden, genellikle ‘kısa yazın’ biçiminde algılanıyor bu söz. sana uzun, upuzun, çok uzun reklam metinlerinden örnekler verebilirim…

peki, nasıl saptayacaksın uzunluğu? önerim çok zamandır şu oluyor; ‘hedef kitleni karşına al, birer kahve içip sohbet edin… sen anlat o sırada ürününü… işte bu sohbette ürüne ilişkin söylediklerin kadar olmalı; ne eksik, ne fazla (bu sırada ‘totoloji’ de yapma lütfen)’

evet fırat… bu kısa bir metin oldu…

• • •

yıldıray lise: 😉 “kısa yazacak kadar uzun zamanım yoktu” şeklinde bir söz hatırlıyorum.

kamil renan: şimdi bu leylek gözlemcisi, seferi koleksiyoner yıldıray lise işin kolayını bulmuş; her yere göz kırpan sıfatı yapıştırıp geçiyor. öyle giriş, gelişme, sonuç gibi dertleri hiç yok. sayın sobacı da ‘kısa yazın’ felan diyerek çanak tutuyor. müzmin muhalifin sesi çıkmıyor. tribündekiler halının dokusunu beğenmediği için sahaya ayak basmıyor. “alavere dalavre, kel kamil nöbete” diyerek vazife bana kalıyor. yaz yaz nereye kadar? bari sorularıma cevap alaydım! hocam, sorular cevapsız kalıyor; gençler yollarını şaşırıyor. devlet buna bi’ şey yapsın!