140

antov çehov’a göre oyunun başında sahnede bir tüfek varsa, o tüfek oyunun sonunda mutlaka patlamalıdır. reklamın ayrıntılardan arınmasını, gereksiz tüm ögelerin sahneden, ilandan, dijital araçlardan kesinlikle çıkarılması gerektiğini anlatırken sıkça başvurduğum bir söz bu… basın yayın yüksekokulu’ndan dönem arkadaşım, şair remzi özmen ise bu durumu şöyle ifade etmişti: ‘masanın üstünde bir tırnak makası duruyorsa, öykünün bir yerinde kahramanımız tırnağını kesmelidir.’

sefil öğrenciler taslaklarını gösterirken sıkça konuştuğumuz konulardan biridir fazlalıklardan arınmak… ‘bir işlev üstlenmiyorsa atın gitsin’ der ve eklerim; ‘biz belgeselci ya da bilim insanı değil reklamcıyız (‘bilim adamı’-‘bilim kadını’ konusuna girmeyi hiç istemiyorum).’

bunda ‘minimalist’ denilebilecek reklam anlayışımın ya da ayet-el kürsi yerine koyduğum ‘less is more’un çok etkisi var elbette… görsel ifade, sözcük sayısı, tipografik oyunlar ya da süsler… tümü için geçerli bu… ‘iyi bir fikir sol elle çizildiğinde de kendini anlatır (solaklar için ‘sağ el’)’ ifadesini kılavuz edinmiş biri olarak söylüyorum bunları… ‘fikrin iyi değilse prodüksiyona yüklenirsin’ kalıbı da sıklıkla başvurduğum sözlerdendir.

‘bizim kaportamız var. motorumuz, direksiyonumuz, lastiklerimiz, koltuklarımız, dikiz aynalarımız da’ demeyen otomobil reklamları izlemekten dolayı mutluyum. ya bi’ de onları söylemeye kalksalardı?

fırat… fazlalıklardan arınalım çocu’um…

• • •

yıldıray lise: 😉 doğada hiçbir şeyin fazlası yoktur. ancak, gerektiği kadardır… tabii ki, insan eli değene kadar…

kamil renan: fazla söze gerek yok!