141

notumuzun yazarı kenan kılıç kastamonu üniversitesi kastamonu myo radyo tv teknolojisi bölümü’nde öğretim görevlisi. sinema ve popüler kültürle ilgili bir yığın ders verirken bir yandan da gazi üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimi görüyor… ‘bir bakışta iletişim’ adlı kitabın editörlüğünü yaşar aktaş’la birlikte yapmış.

şimdi sözü kenan kılıç’a bırakıyoruz fıratcı’m:

“sanal alemin her türlü vahayı barındıran bir umman oluşundan olsa gerek, en çok başvurulan mecra haline gelmiş olması, biz dinolar tarafından zor da olsa kabul edildi. ancak öğrenci milletinin, bu alemde paylaşılmış her şeyi anonim ve hatta kendileri fütursuzca kullansınlar diye orada yer işgal ediyor zannetmesi, çeşitli sorunları da beraberinde getirdi. gösterilen ‘sahipsizse benimdir’ tavrı, özellikle de etik anlamda ciddi sorunlara yol açmaya başladı. arama motorlarının işlevinin, aramak değil bulmak olduğu anlayışı hüküm sürerken, araştırma eyleminin böylesine kolaylaştığı hayatta, kolay olanın ‘olmasa da olur’ niteliğine kavuşmasına şaşkın şaşkın bakmamız gibi yeni bir durum da ortaya çıkmış oldu. eskilerde, kaynağı olmayana ‘ne güzel yaratı’ diye bakılırken, şimdilerde ‘acaba nereden (ç)alıntı?’ lafını ediyor iç seslerimiz. hatta ilginçtir, bir (ç)alıntı yapan öğrencime kaynak sorup yanıt alamadığımda ‘bunu yapan adamın amacı acaba sana hizmet etmek miydi?’ diye sordum. ‘belki değildir, ama o adam mutlu olmalı. yaptığı şeyi kullandım’ yanıtına ise ben hiç hazır değildim. ertesi gün ilk işim bölüme etik dersi koydurmak için dilekçe vermek oldu.

denetimsizliğin had safhaya vardığı sanal alemin giderek hayatın her alanındaki etkisinin artışıyla birlikte ciddi etik sorunlar ortaya çıkmaya başladı. çoğunluğun yanlışları giderek sanal doğrular olarak kabul görüyor. bu tuhaf işleyişli mekanizmada kimileri bilinçli ya da içgüdüsel biçimde etik davranışlar sergiliyor, kimileri etik davranmak için elinden geleni yapıyor, kimileriyse etik davrandığı iddiasında bulunurken bir etik tanımı yapmaktan bile acizler. işte bunları birkaç yıldır ‘eksik etikler’ olarak tanımlıyorum. ortada ciddi bir karmaşa var, yakın zamanda da çözüleceğe benzemiyor. ya olanı olduğu gibi kabullenecek ve ‘herkesin etiği kendine’ diyeceğiz, ya da çenesi düşmüş kocakarı tavrıyla eleştirmeye devam edeceğiz. üçüncü seçenek ise internet haftası kutlamalarına interneti keserek başlamak olabilir. bu seçeneği sevsek mi?”

• • •

kamil renan: insanlar genel olarak da 3’e ayrılmıyor muydu? sayı saymayı bilenler ve sayı saymayı bilmeyenler!..

yıldıray lise: 😉 etik ya vardır ya yoktur… öyle, eksiği-gediği olmaz…