150

david f. ramacitti, ‘başarılı reklamın sırları’ kitabında ‘iyi reklam, istenilen sonuçları veren reklamdır, yani dükkânınızdaki müşteri trafiğini, takip edeceğiniz sipariş sayısını, isim ve imajınızı bilenlerin sayısını arttıran reklamlar. kötü reklam arzu edilen sonuçları vermez. bu iyi reklamın en basit ve alt çizgideki tanımlamasıdır’ derken ‘reklamın iyisi kötüsü olmaz’ klişesine de net bir yanıt veriyor kanımca.

ilef’te geçirdiğim yıllar boyunca, öğrencilere reklamverenin ‘al şu parayı da insanları eğlendir’ dediğini hiç duymadığımı anlattım. ya da ‘ben param b.k; al şunu sağa sola savur’ dediğini de… reklamverenin bir sorunu olduğunu, iletişim uzmanlarından da bu sorunun çaresini beklediğini anlatmaya çalıştım. dolayısıyla, iyi reklamın da, reklamverenin iletişim sorununu çözen, hedeflerine uygun ve beklediği sonuçların ortaya çıkmasına yol açan reklamlar olduğunun altını çizmeye çalıştım. bu haliyle, derslerde ona buna çamur atan reklamcılık öğrencilerinin ‘hiç beğenmedim; ama hiç’ diye dudak büktüğü kimi reklamların işlerini sessiz sedasız, iyi yapabileceklerini anlatmaya çalıştım. iş ve iletişim sonuçlarına bakmadan reklamların değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladım hep. kaldı ki ‘beğendim/beğenmedim’in eleştiri olamayacağını da…

fıratcı’m… şimdilik noktayı koyalım çocu’um…

• • •

yıldıray lise: 😉

kamil renan: ‘bana amca, amca dediler; döndüm baktım gerçekten bana dediler’ reklamlarını hiç beğenmiyorum!