151

gidilmeyen yol

sarı bir ormanda ikiye ayrıldı yolum,
ikisinden birden gidemediğim ve yazık ki
tek yolcu olduğum için üzgün, uzun uzun
baktım görene kadar birinci yolun
otlar çalılar arasında kıvrıldığı yeri;

sonra öbürüne gittim, o kadar iyiydi o da,
ve belki çimenlik olduğu, aşınmak istediğinden
gidilmeye daha çok hakkı vardı; oysa
oradan gelip geçenler iki yolu da
eş ölçüde aşındırmıştı hemen hemen,

ve o sabah ikisi de uzanıyordu birbiri gibi
hiçbir adımın karartmadığı yapraklar içinde,
ah, başka bir güne sakladım yolların ilkini!
ama bilerek her yolun yeni bir yol getirdiğini,
merak ettim geri gelecek miyim diye.

iç geçirerek anlatacağım bunu ben,
nice çağlar sonra bir yerde:
bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
ben gittim daha az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.

robert frost (1916)
çeviri: suphi aytimur

orijinali ise şöyle:

the road not taken

two roads diverged in a yellow wood,
and sorry i could not travel both
and be one traveler, long i stood
and looked down one as far as i could
to where it bent in the undergrowth;

then took the other, as just as fair
and having perhaps the better claim,
because it was grassy and wanted wear;
though as for that the passing there
had worn them really about the same,

and both that morning equally lay
in leaves no step had trodden black.
oh, i kept the first for another day!
yet knowing how way leads on to way,
i doubted if i should ever come back.

i shall be telling this with a sigh
somewhere ages and ages hence:
two roads diverged in a wood, and i —
i took the one less traveled by,
and that has made all the difference.

• • •

bugün not açıklaması yok fıratcı’m… belki gün içinde…

• • •

100süz yorum
yıldıray lise: 😉

kamil renan: herkes, herkesin gittiği yoldan gitmese trafik de rahatlar zaten…

• • •

100süz fıkra
iki yahudi konuşuyormuş… biri ‘ulan’ demiş, ‘musa ümmetini alıp aşağı yerine yukarıya gitseydi, araplar belayı bulacaktı, bizse petrolü!..’