157

nil baransel ‘eli acıman’ isimli kitabında (2003) büyük ustanın şu sözüne yer verir: ‘görmedim’, ‘duymadım’, ‘gözümden kaçmış’, ‘fark etmedim’, ‘yanıldım’ gibi fiillere, reklamcılıkta kesinlikle yer yoktur. örneğin, bir basın ilanında gözden kaçan ufak bir imla hatası, milyonlarca gözün farkına vardığı bir hata demektir. bir reklam ajansı, bu ufak hatayı dahi kolay kolay kaldıramaz.’

ustanın çalıştığı dönemde en önemli reklam araçlarından birinin basın ilanı (aslında ‘basın reklamı’ demeliyiz bana göre) diğerinin televizyon reklamı olduğunu anımsatarak geçeceğim not yazısına… o günler tümünün değilse bile, büyük gazetelerin yarım milyon bastığı günlerdi. tan’ın tirajı bir dönem 1 milyonun üzerine çıkmıştı (ya da bize öyle söylediler)… ve henüz ‘çankaya’nın şişmanı’nın ‘ikibuçuk gazete kalacak’ dediği günler değildi…

reklam atölyesi’ndeki sefillere hep anlattığım iki örneği yazacağım. ilki mehmet önder’in yönetimindeki iş bankası kültür sanat yayınları’dan çıkan kültür ve sanat dergisi… evet, iş bankası genel müdürlüğü’nün ankara’da olduğu günlerdi ve derginin tasarımını ben yapıyordum. türkçe bilgisine ve dikkatine çok güvendiğim bir öğrenciden yardım istedim; düzeltilerini de o yapıyor; alınan paranın bir bölümünü ona aktarıyordum. bir yazıdaki düzeltmeleri sayfaya aktarırken dehşette bir yanlışı farkettim. bir satırda düzelti vardı… ben onu düzeltirken gözüm alt satıra kaydı; ‘altın varaklı’ yazması gereken yerde ‘varak’ yanlış yazılmıştı (o sözcüğü sen tahmin et)… bir satırdaki düzeltmeyi bulan zihnin anlık bir rahatlamayla bir sonraki satırı kaçırabileceğine ilişkin deneyimlerim vardı. atlanan düzeltiyi halledip 10 bin derginin rulo haline gelmesinin önüne geçtim.

ikinci örnekse, ankara ulus gazetesi’nden… 1984’te günaydın grubunda staja başladım. sanırım yazı işleri bölümünde staj yapan ilk basın yayın öğrencisiydim. önceki arkadaşlarım genellikle istihbarat bölümünde staj yapmışlardı. uzatmayayım, yerel gazete niteleği taşıyan ulus’un ikinci sayfası kültür sanata ayrılmıştı. trt’nin ünlü spikerlerinden mehmet akarca’nın yıldızının parladığı günlerdi. ikinci sayfara mehmet akarca’nın fotoğraflı bir haberi vardı. haberin alt yazısında bi’ yerde ‘yakışıklı spiker’ sözü geçiyordu. gazete dönüp geldikten sonra yazı işlerinde bağrış-çağrışlar yükseldi. fotoğraf alt yazısındaki ‘spiker’in ‘p’si düşmüştü. yazı düzeltilip araya girene kadar muhtemelen gazetenin yarısı basılmıştı (neyseki tirajı 4 bin civarındaydı).

bu iki örnek, tek bir harfin insanın başına neler açabileceğini anlatırken kullandığım olaylardı.

sevgili fırat… bu yazıda senin için bir yazım yanlışı yaptım… ha’di bul bakalım!..

• • •

100süz yorum
sevinç feyzioğlu: sonradan düzeltmek de bir işe yaramaz, sadece prosedür uygulanmış olur, o kadar.

yıldıray lise: 😉

kamil renan: çok doğru bir saptama. basına çıkıyorsanız her zamankinden 10 kat daha dikkatli olmalısınız, bunun dönüşü yok. basın danışmanlarının en büyük sıkıntılarından biridir bu. çok şükür ben yaşamadım ama yaşayanlar var. gezgin koleksiyoner sayın yıldıray lise, martı sesleri ile uyanamamış ki ben kendisinden önce yorum yapıyorum… bu sözü de tribündekilere yolluyor, onlara ve herkese hörmetlerimi sunuyorum…

ozge ozkal bayram: ayy yaa basın ilanı ve hata diyince kazım dirik’in yaptığı o korkunç şaka hala aklımda. tirajı en çok olan gazetelere tam sayfa başbakana teşekkür ilanı girmişiz ve daha sabah işe giderken sevgili patroncuğum dolmuştayken arayıp ‘tayyip’i tek ‘y’ ile yazmışız demesin mi? ‘allahım sana geliyorum’ dedim. ofise girip gazeteyi sekreterin önünden bi’ çekişim var ki; ömrümden ömür gitti yaa! kazım dirik o gün 5 yaş yaşlanma sebebimsin. sektörden ayrılalı 6 yıl oldu; hala en ufak bir yazım hatasını fark ederim

• • •

100süz fıkra
kayserili’nin eşi ölmüş, gazeteye gitmiş. en ucuzundan standart bir ilan vermek istediğini söylemiş. önüne konan kağıda ilanı yazmış: ‘ayşe’yi kaybettim. üzgünüm.’ ilan görevlisi ilanı görünce uyarmış, ‘isterseniz 6 kelimeye kadar uzatabilirsiniz. üç kelime daha hakkınız var.’ kayserili ‘aynı paraya mı’ diye sormuş. görevli ‘evet, aynı paraya’ deyince kayserili üç kelime daha eklemiş: ‘satılık toyota var!’