162

henry james ‘bir yazar, hiçbir şeyin kaybolmasına izin vermez’ buyurmuş. sözümüzün yazarı amerikalı hery james (1843-1916) ise eğer, ifade yazınsal açıdan değerlendirilmelidir. ancak, ben doğrudan doğruya reklamcılık ekseninde bakacağım.

önceki notlarda yaratıcılığı tanımlarken ‘iki bilinenden bir bilinmeyene ulaşma süreci’ olarak dillendirmiştim anımsarsan… o iki bilinen nelerden oluşabilir? bir bayram şekeri sevinci ile bir dükkan camı duyurusu, bir terminal tostunun tadı ile (muhtemelen kullandıkları boktan yağ nedeniyle) bir opera dekoru birleşip ‘yaratıcı fikir’ olarak ortaya çıkabilir… örnekler pek çok; uzatmayacağım…

sevgili ertuğ tuğalan ‘aşık olun, gezgin olun, meraklı olun, hayalperest olun. sonra reklamcı olun’ derken (88. not) bunun altını mı çiziyordu acep? kendimce şöyle yorumluyorum; ‘yaşamın içinde ve tam ortasında, yeni deneyimler yaşamaya açık, kendi deneyimlerinin yanı sıra başka insanların deneyimleriyle de ilgilenen, olabildiğince her şeyi deneyimlemeye açık, bakan, gören, kaydeden, okuyan, yazan, çizen, ağlayan, gülen, coşkulanan, dibe vuran biri olmak…’ bu nedenle ‘eczalı pamuklara sarılıp sarmalanan’, koza gibi kullandığı evinden özel aracıyla plazasına giden, öğle yemeklerini aynı restoranda aynı garsonun getirmesini bekleyen [jack nicholson’a selam ederim (as good as it gets, 1997)] insanlara göre değil bu iş…

sen ne dersin fırat?

• • •

100süz yorum
yıldıray lise: 😉

sevinç feyzioğlu: bir yazarın çıkınları hep dolu olmalıdır. o çıkınlarda tecrübe, bilgi, gözlem, öngörü kısacası hayata dair her şey bir gün dışarı çıkma fırsatı bekler. yaratıcılık, bu kirli çıkınlarda bekleyen malzemeyi dozunda, yerinde ve estetik kullanarak yeniden üretmektir.

kamil renan: sayın sevinç feyzioğlu sözleriniz bizi yüreklendiriyor. bir nevi yazarlığın formülünü vermiş oldunuz. size ayrıca hörmet ederim.

derya öztürk: bir insan yazabileceği şeyleri kaybetmediğinde yazar olmaya başlar belki de…?

• • •

100süz fıkra
kötü yürekli tarih öğretmeni sinir olduğu öğrenciyi sözlüye kaldırıp sormuş; ‘2. ramses’in piramidinin yapımında güney köşede çalışan ustabaşının adı neydi?’ öğrenci çenesini sıvazlamış ve soruyu yapıştırmış; ‘gündüz vardiyası mı, gece vardiyası mı?’