163

sevgili sevinç feyzioğlu ‘ilan-reklam farkı’nı anlatmak için bu notu yazdı… ben de keyifle paylaştım… bu notu paylaşırken de, fıkra biriktirdiğim zamanlarda ‘reklam metinleri’ adıyla kaydettiğim bir belgedeki şu parçayı anımsadım. yanlış anımsamıyorsam, ‘funny-groups’ adında bir mail grubuydu… metni müge serdar adına kaydetmişim…

şimdi okuyacağınız metnin ağır ironi içerdiğini baştan belirteyim… öyle çakar çakmaz alev alanlardansan lütfen başka bir metne geç… hala buradaysan, az sonra okuyacaklarının ‘bir fıkra’ olduğunu unutma lütfen…

bazı pazarlama terimleri ve anlamları

bir partiye gidiyorsunuz ve orada çok seksi bir adam görüyorsunuz. ona yönelerek “merhaba, yatakta çok iyiyim, sevişmeye var mısın?” diye soruyorsunuz. bunun adı “doğrudan pazarlama“dır.

bir partiye gidiyorsunuz ve orada çok seksi bir adam görüyorsunuz. bir kız arkadaşınızı görevlendiriyorsunuz ve o, adama yönelerek, “merhaba, şurada duran kız arkadaşım yatakta çok iyidir, sevişmeye var mısın?” diye soruyor. bunun adı ise “reklam“dır.

bir partiye gidiyorsunuz ve orada çok seksi bir adam görüyorsunuz. bu sefer adam sizin yanınıza geliyor ve “merhaba yatakta çok iyi olduğunuzu duydum, sevişmeye var mısınız?” diye soruyor. işte bu da “halkla ilişkiler“dir.

bir partiye parasızlıktan gidemiyorsunuz, ama orada çok seksi bir adam olduğunu biliyorsunuz. bir erkek arkadaşınıza “oradaki yakışıklı adama yatakta çok iyi olduğumu söyleyip, sevişmeye davet edeceğim, yardım eder misin?” diyorsunuz. o da “benim bundan kazancım ne olcak?” diyor. önce onu ikna (!) ediyorsunuz, sonra onun sayesinde seksi adama ulaşıyorsunuz. bu ise “sponsorluk“tur.

bir partiye gidiyorsunuz ve orada çok seksi bir adam görüyorsunuz. “merhaba yatakta çok iyiyim, sevişmeye var mısın?” diyorsunuz. adam oralı olmuyor. siz de ekliyorsunuz “yanında da viagra bedava…” işte bu da “promosyon“dur.

sevgili fırat, ense kökümüze güdümlü anne terliğini yemeden uzaklaşalım bence…

• • •

100süz yorum
sevinç feyzioğlu: ilanla reklam genellikle karıştırılır ya… 🙂

kamil renan: sayın sevinç feyzioğlu değerli katkılarınız ile sahada yıldızlaşıyorsunuz. her zamanki gibi bir kaç sorum olacak. hem de herkese. ne yapayım benim de huyum böyle, illa sormam lazım, bu merak benim başıma türlü işler açıyor ama huyum böyle. birden çok kez evlenenler daha mı iyi reklamcıdır? birden fazla eşi olanların durumu ne olur? görücü usulü ile reklamcılık arasında nasıl bir bağ kurulabilir? yine çok mu uzun yazdım. yine çok mu oluyorum. isteyen istediği sorudan başlayıp, istediği kadar soruyu istediği kadar yanıtlayabilir. ne büyük bir kolaylık değil mi? gezgin koleksiyoner sayın yıldıray lise, küçük prens’i biriktireceğim diye çabalarken bu kadar reklam olacağını biliyor muydu? tribündekiler de dahil olmak üzere herkese hörmet ederim.

yildiray lise: kamil beyci’m reklam için yapılmaz küçük prens işleri. herkese selamlar. 😉

• • •

100süz fıkra
işleri kesat geden kör kadın dilenci, önünde dilendiği binada çalışan reklamcıya akıl danışır. reklamcı kadının göğsündeki “doğuştan kör” yaftasını çevirip, arkasına bir şeyler yazar. ertesi gün kadına işlerin nasıl olduğunu sorar. kadın “fena gitmiyor. çoğu kişi oldukça yüklü sadakalar verdi. ne yazdın sen allah aşkına?” adam ‘bugün evleniyorum, ama kocamın yüzünü hiç göremeyeceğim!..’ yazdım…” http://www.fikramasasi.com