165

alain de botton, ‘görmek ve fark etmek’ isimli kitabında (2011) kullanıyor bu ifadeyi: ‘neyin zafer, neyin yenilgi olduğunu belirleyen, koyduğumuz hedeflerdir.’

bir hedef belirlemek, o hedefe doğru adım atmak, hedefe yürürüyen yolda manzaranın tadını çıkarmak gibi ayrıntılardan önceki notlarda söz etmiştim… hedefi olmayan gemiyi hiçbir rüzgarın yardım edemeyeceği gibi anlamlı sözleri alıntılamıştım.

ilk işiyle kristal elma kaldırma hedefini koyan yeniyetme reklamcının yaşayacağı büyük olasılıkla yenilgi olacaktır (kural dışı durumlar vardır; olacaktır da). çaylağın yetersizliğinden değil, hedefin büyüklüğü nedeniyle yaşanacaktır bu durum. bugünün gençlerine bunu yeterince anlatamadığım için düş kırıklığını hep birlikte yaşıyoruz çoğu zaman… ‘kelebek olmadan tırtıl olmak zorundasın’, ‘koşmadan önce emeklemeyi öğrenmen gerek’, ‘yolculuk ileriye doğru atılmış bir adımla başlar’ gibi gibi ifadeler sıkıcı öğütler gibi geliyor genç reklamcılara büyük olasılıkla…

sen ne dersin fırat?

• • •

100süz yorum

ulaş edna: o yüzden bazılarımız hep yenilmeye oynar.

yıldıray lise: hayal etmekle başlar her şey. başarılı olmak için hedeflere indirgeriz ve başarırız belki de. en önemli soru ise en güzel hedef kitle olan ‘cümle alem’ ne der? 😉

kamil renan: hedefe kilitlenelim, ama, bu arada popomuz açıkta kalmasın. neme lazım!..

• • •

100süz fıkra
çocuklar oturmuş birbirlerine babalarının ne kadar “hızlı” olduğunu anlatıyorlarmış.. biri demiş ki:
– benim babam ok attıktan sonra koşup hedefe oktan önce varıyor…
– o da birşey mi, demiş ikinci çocuk… benim babam tabancasını ateşliyor ve hedefe kurşundan önce yetişiyor…
– o da birşey mi, demiş üçüncü çocuk… benim babam devlet hastanesinde doktor… mesai 5’de bitiyor benim babam eve 3:30’da geliyor.
www.fikramasasi.com