100

bu eşiği geçmene değecek kadar iyi bir fikrin ya da fıkran var mı? 90’lı yılların ortasında, ilef’in sbf tarafından girişteki koridorunda yer alan sobacı’nın odası (ya da abdül’ün kimi yazılarında “sobacı’nın orası”) diye adlandırılan reklam atölyesi’nin ilk mekanının kapısında yazardı bu not… uzunca bir süre reklam atölyesi diye adlandırılsın diye uğraştığım ve hatta bu nedenle isimliği çıkarıp yerine ters taktığım bir mekandı orası… çok güzel fikirler duydum, pek çok fıkra dinledim… günümüzde bir çoğu reklam alanında zirve olarak tanımlanan meslektaşların ilk adımlarını izledim… eşik sonraki yıllarda da karşıma çıktı. bu kez, ‘az’ın aslında ‘daha çok’ olduğunu (less is more) anlatmaya çalışırken başvurduğum bir kavram oldu (bkz: 063). saçım sakalım ağarıp, zihnim biraz daha berraklaştığında, eşiğin fiziksel değil zihinsel olduğunu anladım… bugünkü aklım olsaydı, geçmiş zamanda böyle bir not […]

ilef’in 50 Yılını Var Edenlere

Bilenler, kendisinin de “büyük şair”, “usta” gibi nitelemelerden hazzetmediğini bilirler. Bu nedenle, değerini düşürmek adına değil, sırf hatırasına saygıdan, sadece adını anarak  Can Yücel’in “Yorgunluk” şiiriyle başlayalım söze; Kuşlar vardır, cana benzer havalarda: Soğuksa kar, baharsa yaprak; Bir başına büyür toprakta ömrümüz, Güneşle yeşil elleriyle çıplak; -Uslu ayaklarla başlamış yolculuk- Yürünmez öyle, bazen durulur, Ve iner erenler katına yorgunluk; Kapanır sükûn üzre kitaplar. Nefeslerle sürüp giden yaşamamız Bir su kenarına gelir durur; Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır; Yürünmez öyle hep, bazen susulur.  Kurum dediğimiz nedir? Bina mıdır, mevzuat mı? Bütçeler, atamalar, ilanlar mı? Hele bir “okulsa” kurum, derslikler mi, kantin mi, kütüphane mi? Notlar, sınavlar, maddi hatalar mı? Yönetim kurulu mu, akademik kurul mu, fakülte kurulu mu? Dönem sonu, dönem başı mı? Açıklanan listeler, yükselenler, […]

2007

A Kis Herceg

Mora

Budapeşte

Çev.: Ronay György

Sert kapak

170 x 240 mm

96 sayfa

isbn: 978-9-631183-08-5

Küçük Prens Dostu:

Abdülrezak Altun